sözlük taranıyor…

çalmak

Anlamlar

-e, -i
Başkasının malını gizlice almak; hırsızlamak, kaldırmak, tüydürmek, uğrulamak
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı.Falih Rıfkı Atay
·
Vurarak veya sürterek ses çıkartmak
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu.Ruşen Eşref Ünaydın
nesnesiz
Çalgı aleti ile bir müzik parçasını seslendirmek
Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır.Refik Halit Karay
nesnesiz
Ses çıkarmak, ses vermek
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir.Reşat Nuri Güntekin
·
Bir şeyi bir yere çarpmak, vurmak
Oklavayla açtığı yufkaları başının üstünde döndürüp mermere çalar, iyice yayar ve inceltirdi.Sevinç Çokum
·
Üzerine sürmek
Ekmeğin üzerine yağ çaldı.
-i
Bozmak, zarar vermek
-i
► çelmek
·
Madeni oymak, kalemle işlemek
-e
Benzemek, andırmak
Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.Sait Faik Abasıyanık
mecaz
Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak
-i, ağızlardan
Süpürmek, temizlemek
Tozu çalmak.
dil bilgisi
Kök durumunda veya zarf-fiil eki alarak hızlı, aralıksız ve özensiz tekrarlanan anlamı veren birleşik kelimeler yapar

Kelime ağı & Deyimler

💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı

Aradığınız kelimeler otomatik olarak kaydedilir ve internet yokken de açılır.