kaldırmak
Anlamlar
-i
Bulunduğu yerden almak
Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar.Cengiz Dağcı
·
Yukarı doğru hareket ettirmek
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık.Sait Faik Abasıyanık
·
► yükseltmek
Duvarı bir metre daha kaldırmalı.
·
Ürün toplamak, taşımak
·
Çekmek, taşımak
Bu araba bu yükü kaldırmaz.
·
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek
-e
Hastayı hastaneye götürmek
Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar.Aka Gündüz
·
Tören yaparak ölüyü gömmek
·
► toplamak
Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar.Necati Cumalı
·
Alıp başka yere götürmek
Kitapları kaldırmış, bulamıyorum.
·
► uyandırmak
Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beniHalk türküsü
·
Piyasadan çekmek
İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.
·
Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak
Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin.
·
► kaçırmak
·
İyi etmek, birini iyileştirmek
Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.
·
Bir şeyden çokça satın almak
·
Bir yere tayin etmek
Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler.Memduh Şevket Esendal
·
Yok etmek, ortadan silmek
Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır.Orhan Seyfi Orhon
·
Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak
Kızı ayağa kaldırdı.Yaşar Kemal
·
Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek
Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar.Cengiz Dağcı
·
Bir işi yapması için harekete geçirmek
Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı.Aziz Nesin
nesnesiz, mecaz
Uygun gelmek
Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.
argo
Bir şeyi çalmak, aşırmak
Eş Anlamlılar
63
Zıt Anlamlılar
1