bakmak
Anlamlar
-e
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilimCahit Sıtkı Tarancı
·
Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü.Orhan Veli Kanık
·
Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek; esermek
·
► geçindirmek
Üç çocuklu bir aileye bakıyor.
·
Bir iş birinden beklenmek
Evin bütün işleri bana bakıyor.
·
Hastayı muayene etmek
Tekrar yukarı çıktık, doktor baksın da bir şey desin diye beklemeye başladık.
·
Tedavi etmek için ilgilenmek
·
Görüp incelemek
Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak.
·
Kontrol etmek
Yemeğin tadına bakar mısınız?
·
Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
Pasaport işine polis bakar.
nesnesiz
İtina göstermek; ilgilenmek
Baktılar, ettiler; ilaç, tedavi faydası olmadı.Erhan Bener
·
Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
Çocuğum, sen derslerine bak.
·
Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
Bu iş beş bin liraya bakar.
·
Bir şeyi gözetmek, korumak
·
-e benzemek
Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.
nesnesiz
Bir şeyin farkına varmak
Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez.Memduh Şevket Esendal
·
Özen göstermek
Vaktini boş geçirmemeye bak!
Eş Anlamlılar
65