dağıtmak
Anlamlar
-i
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı.Yahya Kemal Beyatlı
-i, nesnesiz
Belli bir orana göre bölüştürmek; tevzi etmek
Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı.Lâtife Tekin
·
Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek
Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu.Refik Halit Karay
·
Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak.
nesnesiz
► ulaştırmak
mecaz
Yenilgiye uğratmak
mecaz
Bir topluluğun varlığına son vermek; feshetmek
Kooperatifi dağıttılar.
mecaz
Kurulu bir düzeni bozmak
mecaz
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
nesnesiz, mecaz
Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
nesnesiz, argo
Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak
Eş Anlamlılar
48
Zıt Anlamlılar
1