sözlük taranıyor…

savurmak

Anlamlar

-i
Havaya atıp dağıtmak
İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır.Necip Fazıl Kısakürek
·
Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak
·
Kaldırıp atmak; fırlatmak
Adam birden silkinip beni yavaşça yana savurdu.Nazlı Eray
nesnesiz
Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak
Kılıç savurmak. Değnek savurmak.
·
Bir sıvının havalanmasını sağlamak, kaynayan sıvının taşmasını önlemek veya sıvıyı soğutmak amacıyla bir kaptan veya yerden alıp yine kendi kabına veya yerine dökmek
Sarnıcın suyunu savurmak.
·
Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak
Ayaklarını boşluğa savururken küçük dolap gürültüyle yıkıldı.Peyami Safa
nesnesiz
Yalan, küfür vb. söylemek
Onun bütün çapkınlığı Solmaz'a yoldan geçerken savurduğu birkaç kelimeden ibaretti.Haldun Taner
mecaz
Boşuna ve çok miktarda harcamak; israf etmek
Paraları savurmak.
💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı