salmak
Anlamlar
-e, -i
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak; bırakmak
·
Yollamak, göndermek
Bununla beraber peşine adam salmak gerekir.Aka Gündüz
·
Koymak, katmak
Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız.Refik Halit Karay
·
► sürmek
Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı.Ruşen Eşref Ünaydın
·
► uğratmak
Başını derde salmak.
·
Vergi yüklemek
Ona elli bin lira salmışlar.
·
Üzerine yürütmek
Tazıyı tavşana salmak.
-e
► saldırmak
Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi.Memduh Şevket Esendal
·
► sarkıtmak
Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
·
► koyuvermek
denizcilik
Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
-i, mecaz
Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
Eş Anlamlılar
26