sözlük taranıyor…

hafif

Köken katmanları

Köken
Arapça ḫafīf

Anlamlar

sıfat
Tartıda ağırlığı az gelen; yeğni, ağır karşıtı
Mustafa Kemal meraklıdır; dükkânın içini görmek istiyor, giriyor, raflarda birtakım hafif eşya var.Afet İnan
·
Güç veya yorucu olmayan, kolay olan
Şöyle ne bileyim, kadınların yapabileceği işler arayın, hafif işler… Yoksa hademelik sizin gibi ince, hafif nahif kadınların kârı değil.Bekir Sıtkı Kunt
·
Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa olan
Bu eserde eski konak ve köşk hayatının hesapsız, bilgisiz ve hafif insanlar elinde nasıl ve niçin yıkıldığı hikâye edilmek istenmiştir.Şerif Aktaş
·
Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek)
Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi.Sait Faik Abasıyanık
·
Kalınlığı veya yoğunluğu az olan
Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi.Memduh Şevket Esendal
·
Etkisi az olan, sert karşıtı
Hafif esen serin rüzgâr üşümesine neden olmuştu.Can Güzel
·
Önemli olmayan
Bu takdirde en hafif ceza dahi, o cezaya çarptırılmış olanı, en büyük bir cezaya maruz kalmış gibi incitir.Refik Korkud
·
Çok dik olmayan (sırt, yokuş)
Hafif bir meyilden indik.Hüseyin Rahmi Gürpınar
·
Gücü az olan, belli belirsiz olan
Yaprakların hafif iniltisi içinde, çalılıklar arasından geçerek denizaltının demir attığı koya doğru yaklaşıyoruz.Esat Mahmut Karakurt
zarf
Sıkıntısız, ferah, rahat olarak
Kendimi bugün çok hafif hissediyorum.
Zıt Anlamlılar 3

Kelime ağı & Deyimler

💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı

Aradığınız kelimeler otomatik olarak kaydedilir ve internet yokken de açılır.