sözlük taranıyor…

ağır

Anlamlar

sıfat
Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı
·
Çapı, boyutu büyük
Ağır top.
·
► yavaş
Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.Esat Mahmut Karakurt
·
► yoğun
Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.Abbas Sayar
·
Çok az işiten (kulak)
mecaz
Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan
Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.Mithat Cemal Kuntay
·
► değerli
Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi.Hüseyin Nihal Atsız
mecaz
► çetin
Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.Feridun Fazıl Tülbentçi
mecaz
Sıkıntı veren, bunaltan; sakil
Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.Ömer Seyfettin
mecaz
Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden
Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.Nurullah Ataç
mecaz
► ağırbaşlı
Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.Halide Edip Adıvar
mecaz
Keskin, boğucu (koku)
Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.Falih Rıfkı Atay
·
► kısık
Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.Osman Cemal Kaygılı
mecaz
Davranışları yavaş olan
mecaz
Sindirimi güç (yiyecek)
Ağır bir yemek.
isim, spor
► ağır sıklet
Yıllarca ağırda güreşti.
zarf
Yavaş bir biçimde
Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.Etem İzzet Benice
Zıt Anlamlılar 2

Kelime ağı & Deyimler

💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı

Aradığınız kelimeler otomatik olarak kaydedilir ve internet yokken de açılır.