bulaşmak
Anlamlar
nesnesiz
Bir nesne üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
Tabak bulaştı.
-e
Bir şey diğer bir şeyin üstüne sürülmek; sıvaşmak, sıvışmak
Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı.Sait Faik Abasıyanık
-e
Hastalık geçmek, sirayet etmek, girmek
Erzurum’daki pek çok misyonere de tifüs bulaştı ama kurtuldular.Hüseyin Özdemir
-e
► sataşmak
Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı.Lâtife Tekin
-e
İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
Seninle hiç alakası olmayan bu işe bulaşmak istemiyorsun.Ahmet Ümit
Eş Anlamlılar
36