yakalamak
Anlamlar
-i
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım.Refik Halit Karay
·
Kaçan bir kimseyi veya hayvanı ele geçirmek; derdest etmek
·
Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar.Halide Edip Adıvar
·
Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak; sobelemek
Kocasını bir kadınla yakalamış.
·
Söz, bakış veya işareti fark etmek
Kat hasta bakıcısının adama baygın bakışlarını yakaladı Fatma.Peride Celal
·
Birdenbire etkisi altına almak
Fırtına ile karışık fena bir yağmur yakaladı.Aka Gündüz
·
Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor.Attilâ İlhan
·
Avlamak, tuzakla ele geçirmek
·
► tutturmak
Sayısal Loto'da beşi yakaladım.
·
Aynı düzeye gelmek
Türkiye geçen senenin ihracat rakamlarını yakaladı.
Eş Anlamlılar
38