tutturmak
Anlamlar
-e, -i
Tutmasını sağlamak
nesnesiz
Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak
Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşumOrhan Veli Kanık
nesnesiz
Aklına koyup direnmek, ısrar etmek
Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor.Memduh Şevket Esendal
-e, -i
Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak
nesnesiz
Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek; yakalamak
Taşı fırlattı ama tutturamadı.Halikarnas Balıkçısı
-i
Takip etmek
Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi.Memduh Şevket Esendal
Eş Anlamlılar
23