taze
Origin layers
Origin
Farsça tāze
Meanings
sıfat
Bozulmamış, bayatlamamış olan
Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum.Yusuf Ziya Ortaç
·
Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
Yüzü taze, taravetli ve güzeldi.Memduh Şevket Esendal
·
Kuru olmayan; kuru karşıtı
Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu.Memduh Şevket Esendal
·
► körpe
mecaz
Yeni, zamanı geçmemiş
Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü.Halikarnas Balıkçısı
isim, mecaz
Genç kadın
Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor.Ömer Seyfettin
Synonyms
27
Antonyms
2