dayamak
Anlamlar
-e, -i
► yaslamak
Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı.Ömer Seyfettin
·
Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak
Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti.Sait Faik Abasıyanık
·
Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak
Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı.
-e
Varmak, ulaşmak
mecaz
Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak
-e, teklifsiz konuşmada
Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek
Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı.Osman Cemal Kaygılı
-i, ağızlardan
Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak
Eş Anlamlılar
23