uzanmak
Anlamlar
-e
Boylu boyunca yatmak
Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni.Nâzım Hikmet
·
► gitmek
Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım.Yahya Kemal Beyatlı
nesnesiz
Bir alana yayılmak
Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor.Peyami Safa
nesnesiz
Bir şey boyunca sıralanmak
İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
·
Bir yere yetişmek, ulaşmak
·
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı.Hüseyin Rahmi Gürpınar
·
İleriye doğru devam etmek
argo
Sarkıntılık etmek
Eş Anlamlılar
5