sallanmak
Anlamlar
nesnesiz
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak; kımıldamak
Dişi sallanıyor.
·
Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek; ırgalanmak, ırganmak
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.Yahya Kemal Beyatlı
·
Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak
·
Güçlü bir biçimde sarsılmak; titremek
Yere çivilenmiş koca masayı sarsarken oda bir salıncak gibi sallanıyor.Sait Faik Abasıyanık
mecaz
Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek; oyalanmak, savsaklanmak
Gün boyunca sallandı, sonra akşam yemeğini yetiştiremedi.
mecaz
Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak
Eş Anlamlılar
27