sıkışmak
Anlamlar
nesnesiz
Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak
Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar.Memduh Şevket Esendal
·
İki şey arasında kalmak
Parmağı kapıya sıkışmış.
·
Yerinden oynamamak
Vida sıkışmış.
·
Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak
Karşıda apartmanın köşesine sıkışmış baraka kahveden bir adam, bir kürek ateş çıkardı.Memduh Şevket Esendal
·
Zor bir durumda kalmak
Osmanlı İmparatorluğu sıkışınca üç milyon asker çıkarabiliyordu.Etem İzzet Benice
·
Sıkıntı ve darlık çekmek, çarpıntı duymak; daralmak
Göğsü sıkışmış.
·
Tuvalet ihtiyacı gelmek
·
Darlık çekmek, parasız kalmak
Eş Anlamlılar
13