sürüklemek
Anlamlar
-i
Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek; sürümek
Prenses koluma girdi, sürüklercesine büfeye götürdü.Aka Gündüz
·
Akarsu alıp götürmek
Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu.Attilâ İlhan
mecaz
İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek
Seni bırakmam vallahi diyor ve bazen gittiği yerlere bile onu sürükleyip götürmek istiyordu.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-e, -i, mecaz
Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak
-e, -i, mecaz
Bir kimseyi aldatarak kötü bir duruma, sona doğru götürmek
Hepimizi bu dipsiz denizin enginlerinde mahvolmaya sürükledin, dediler.Ahmet Kabaklı
-e, -i, mecaz
İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek
Benim çağdaşlarımdan kim bilir kaç bin genci bahtiyar rüyalara sürüklemiştir.Yusuf Ziya Ortaç
Eş Anlamlılar
14