sözlük taranıyor…

kıvırmak

Anlamlar

-i
Herhangi bir şeyi bükmek
Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi.Hüseyin Rahmi Gürpınar
·
Kenarından katlamak
·
Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
·
Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
·
Uydurup söylemek
Gene yalanları kıvırdı.
-e
Saptırmak, çevirmek
Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
nesnesiz
Yapmak istememek, yan çizmek
nesnesiz, mecaz
Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu.Tarık Buğra
argo
► dolandırmak
Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi?Emine Işınsu
💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı

Aradığınız kelimeler otomatik olarak kaydedilir ve internet yokken de açılır.