inmek
Anlamlar
-den
Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek
·
Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak; atlamak
Tramvayın ön tarafından hızla inerken, arkasından bir sesin bağırdığını gördü.Peyami Safa
·
Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek
Dağdan kurt indi.
-e
Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak
Bünyamin, gücünün yettiği kadar hızlı yürüyüp Haliç'e indi.İhsan Oktay Anar
-e
► konaklamak
Samananbarı köyünün en büyük ve gösterişli evine inmişlerdi.Halide Edip Adıvar
nesnesiz
Alçalıp eski durumuna dönmek
Sular indi. Şiş indi.
nesnesiz
Fiyatı düşürmek
Bin lira daha indim, gene almadı.
·
Değeri düşmek
Altın fiyatları indi.
-e, argo
► vurmak
Şimdi kafana inerim!
nesnesiz
► yıkılmak
Yağmurdan duvar inmiş.
-e
İnme gelmek
Sağ tarafına inmiş.
·
Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak
Gemi baş döndüren zaferli bir gürültüyle indi sulara.Çetin Altan
·
Uzamak, ulaşmak
Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik ta vadiye kadar iniyordu.Ömer Seyfettin
·
► ağmak
·
Sayısı azalmak
Evvelden daha çok olduğumuzu zannettiğim hâlde sayımız son günlerde bu miktara inmiştir.Reşat Nuri Güntekin
Eş Anlamlılar
29
Zıt Anlamlılar
2