durmak
Anlamlar
nesnesiz
Hareketsiz durumda olmak
Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
·
İşlemez olmak, çalışmamak
Bileğimdeki saat durmuş.Aka Gündüz
·
Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek; tevakkuf etmek
Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim.Necati Cumalı
·
Sona ermek; kesilmek
Yağmur durdu.
·
Varlığını sürdürmek
Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hâlâ duruyor.
·
Var olmak
Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim?
·
Beklemek, dikilmek
Oturacak değil, ayakta duracak yer yok.Reşat Nuri Güntekin
·
Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak
Yazlık eviniz hâlâ duruyor mu?
·
Bir yerde kalmak
Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış.Mahmut Yesari
·
Bir yerde olmak veya bulunmak
Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu.Tarık Buğra
·
Belli bir durumda, bir görevde bulunmak
Her gelişimde ben de maçları seyreder, kaleci dururdum.Haldun Taner
·
Ara vermek
Sabahtan beri hiç durmadım.
mecaz
► yaşamak
Anneannen duruyor mu?
yardımcı fiil
Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi
Eş Anlamlılar
33
Zıt Anlamlılar
3