dolaşmak
Anlamlar
nesnesiz
► gezinmek
·
Doğru gitmeyip yolu uzatmak
Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız.
·
Dönüp başka bir yönden gelmek
Dolaş da arka kapıdan gel.
·
Bir şey akmak
Damarlarında aynı kan dolaşıyor.
·
Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak
Saçları taranmamaktan dolaşmış.
-i
Bir yeri belli bir amaçla gezmek
Müzeleri dolaşmak.
·
Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
·
Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
müzik
► gezinmek
mecaz
Çok kimse tarafından söylenmek
mecaz
Kendini hissettirmek
Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Eş Anlamlılar
21