cılız
Anlamlar
sıfat
► sıska
Hanın sahibi cılız bir adamdı.Sait Faik Abasıyanık
·
Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum.Reşat Nuri Güntekin
·
Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.Burhan Günel
·
► ince
Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.Ayşe Kulin
·
Basit ve değersiz olan (şey)
Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.Burhan Felek
zarf
Belli belirsiz bir biçimde
Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu.Muammer Yüksel
Eş Anlamlılar
24
Zıt Anlamlılar
1