ağız
Anlamlar
isim, anatomi
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ
Kös, kalkan, boru sesleri at kişnemelerine karışıyor, alınan emirler, verilen kumandalar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu.Ömer Seyfettin
anatomi
Bu organın dudaklarla beraber dış sınırı
Küçük bir ağız.
·
Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı.Hüseyin Rahmi Gürpınar
·
Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer
Çay ağzı.
·
Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı
Körfezin ağzı.
·
Giriş yeri
Şimdi tünelin ağzında değilim artık.Adalet Ağaoğlu
·
► kavşak
·
Kesici aletlerin keskin tarafı
·
Üslup, ifade biçimi
Acem ağzı
·
Top, tüfek vb. silahlarda namlunun ucu veya açık olan kısmı
Sağ elinde ağzına mermi sürülmüş bir mavzer tutuyor gibiydi tıpkı.Demirtaş Ceyhun
dil bilimi
Belli yerleşim bölgelerine özgü, yazı dili hâline gelmemiş dil; diyalekt: Rumeli ağzı, Konya ağzı, Muğla ağzı, Siverek ağzı vb
müzik
Bir bölgenin müzik kültüründe görülen söyleyiş özelliklerinin tümü
Eş Anlamlılar
38
Kelime ağı & Deyimler
ağız (veya ağzını) açmakağız (veya ağzını) büzmekağız açtırmamakağız aramak (veya yoklamak)ağız burun birbirine karışmakağızda dağılmakağızdan burun yakın, kardeşten karın yakınağızda sakız gibi çiğnemekağız değiştirmekağız dil vermemekağız eğmemekağız etmekağız kullanmakağız satmakağız tamburası çalmakağız yapmakağız yaymakağız yer, yüz utanırağza (veya ağızlara) düşmekağza alınmaz (veya alınmayacak)ağza almamakağza tat, boğaza feryatağzı (veya ağzı dili) kurumakağzı burnu yerindeağzı çirişçi çanağıağzı çirişçi çanağına dönmekağzı dili bağlanmakağzı dili tutulmakağzı dolu dolu konuşmakağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olurağzı kilitlenmekağzı köpürmekağzı kulaklarına varmakağzı kurusunağzı laf (veya lakırtı) yapmakağzına ... koymamakağzına almakağzına almamakağzına atmakağzına bakakalmakağzına baktırmakağzına biber sürerim (veya çalarım)ağzına bir kemik atmakağzına bir lokma koymamakağzına bir parmak bal çalmakağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutarağzına burnuna bulaştırmakağzına düşmekağzına etmekağzına geldiği gibiağzına geleni söylemekağzına gem vurmakağzına kilit takmak (veya vurmak)ağzına kira istemekağzına layıkağzına sağlıkağzına sakız olmakağzına sıçmakağzına sürmemekağzına takılmakağzına taş almakağzına tıkmakağzına tükürmekağzına verilmesini beklemek (veya istemek)ağzına volta almakağzına vur, lokmasını alağzına yakışmamakağzına yüzüne bulaştırmakağzında bakla ıslanmamakağzında büyümekağzında çalkalanmakağzında gevelemekağzındanağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmakağzından baklayı çıkarmakağzından bal damlamak (veya akmak)ağzından burnundan getirmekağzından çıkanı (veya çıkan sözü) kulağı duymamak (veya işitmemek)ağzından çıkmakağzından çıt çıkmamakağzından dökülmekağzından düşmemek (veya düşürmemek)ağzından girip burnundan çıkmakağzından hayır çıkmazsa bari şer söylemeağzından inci saçmakağzından kaçırmakağzından kapmakağzından lakırtı (veya laf) almak (veya çekmek)ağzından lokmasını almakağzından söz (veya laf veya lakırtı) eksik etmemekağzından yel alsın!ağzında yaş kalmamakağzını açacağına gözünü açağzını açıp gözünü yummakağzını aramak (veya yoklamak)ağzını bağlamakağzını bıçak açmamakağzını bırakıp kıçıyla (veya bir tarafıyla) gülmekağzını bozmakağzını burnunu çarşamba pazarına (veya çanağına) çevirmekağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak)ağzını dilini bağlamakağzını havaya (veya poyraza) açmakağzını hayra aç!ağzını kapamakağzını kapamak (veya kilitlemek)ağzını kiraya vermekağzını koklamakağzını kullanmak (veya satmak)ağzını mühürlemekağzının içine bakmakağzının içine baktırmakağzının içine girmekağzının içi yangın yerine dönmekağzının kâhyası olmakağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamakağzının kokusunu çekmekağzının mührü ileağzının payını (veya ölçüsünü) almakağzının payını (veya ölçüsünü veya kayarını) vermekağzının perhizi yokağzının suyu akmakağzının tadını bilmekağzını öpeyim (veya seveyim)ağzını sıkı (veya pek) tutmakağzını tıkamakağzını toplamakağzını tutmakağzı olan konuşuyorağzı oynamakağzı sulanmakağzı süt kokmakağzı teneke kaplıağzı torba değil ki büzesinağzı var dili yokağzı varmamakağzı yanmakağzıyla içmesini bilmekağzıyla kuş tutsa...ağız ağızaağız alışkanlığıağız atlasıağız bağıağız birliğiağız dalaşıağız değişikliğiağız dolusuağız kalabalığıağız kavafıağız kavgasıağız kokusuağız kuşağıağız nişanıağızotuağız şakasıağız tadıağız tatsızlığıağız tüfeğiağız tütünüağız ünlüsüağız ünsüzüağzı açıkağzı birağzı bozukağzı büyükağzı gevşekağzı havadaağzı kalabalıkağzı karaağzı kenetliağzı kilitliağzı kulaklarındaağzı pekağzı pisağzı sıkıağzına kadaraçıkağızbayramlık ağızçatal ağızsarıağızyarım ağızAcem ağzıaslanağzıdört yol ağzıdüşman ağzıesnaf ağzıhalk ağzıkapı ağzıkaynana ağzıkol ağzıkurtağzıkülhanbeyi ağzıküllük ağzımide ağzışoför ağzıtavşanağzıtezgâhtar ağzıyanardağ ağzıyavruağzıyol ağzıilk ağızdayüreği ağzında