tutunmak
Anlamlar
-e
Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak
Evinin bahçesinin kapısını açtım ve kapanmayan panjurlarına tutunarak odasına girdim.Memduh Şevket Esendal
nesnesiz
Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak
Düşman ordusu ordumuz karşısında tutunamadı.
nesnesiz
Kendini kabul ettirmek, kendine bir yer sağlamak
Hafif peltek, bozuk diksiyonuyla tiyatroda tutunamazdı.Necati Cumalı
nesnesiz
Kendi üzerine koymak, kullanmak
Yaşmak tutunmak. Sülük tutunmak.
·
Uyum sağlayıp kalmak
mecaz
Dayanmak, güvenmek
Eş Anlamlılar
16