kundak
Anlamlar
isim
Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez; belek
Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı.Ömer Seyfettin
·
Bu bezle sarılmış bebek
Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü.Aka Gündüz
·
Saçları yemeninin içine alıp bağlama
Baş kundağı.
·
Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey
Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık
·
Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb
Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım.Halit Ziya Uşaklıgil
·
Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi.Yusuf Kemal
·
Arabalarda dingil yatağı
mecaz
Ara bozma, fitne, fesat çıkarma
Eş Anlamlılar
14