kudurmak
Anlamlar
nesnesiz
Kuduz hastalığına yakalanmak, kuduz olmak
mecaz
Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek
Kudurmuş bir heyecanla döndü.Ömer Seyfettin
mecaz
Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak
Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz?Haldun Taner
mecaz
Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek
Oraya üşüşen Avrupalılar, doymak bilmez kudurmuş bir açlıkla din kardeşlerimizin kanlarını emip dururlar.Ömer Seyfettin
mecaz
Çok kızmak, öfkelenmek
Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu!Enis Behiç Koryürek
Eş Anlamlılar
2