sözlük taranıyor…

kaynamak

Anlamlar

nesnesiz
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak
Su, 100 °C'de kaynar.
·
Yiyecek, içecek fokurdayacak derecedeki suda pişmek, haşlanmak
Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu.Tarık Buğra
·
Yerden çıkmak
·
Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak
·
Yara kapanmak, iyileşmek
·
Mayalı bir şey kabarıp köpürmek
Şıra kaynamış.
·
Mide ekşimek
·
Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak
Deniz kaynıyor.
·
Çok miktarda bulunmak
Gölün kuzey kıyısında iki mil kadar yürüdükten sonra suda bir açıklığa geldik, burası tam anlamıyla av kuşu kaynıyordu.Mehmet Kentel
·
Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak
Burada bir iş kaynıyor.
·
Gerektiği gibi yapılamamak
Lafa daldık, ders kaynadı.
·
Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak
Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu.Halit Ziya Uşaklıgil
·
Coşmak, heyecanlanmak
mecaz
Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak
argo
Arada kaybolmak
Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana.Selim İleri

Kelime ağı & Deyimler

💾 Çevrimdışı Sözlük

0 kelime önbellekte kayıtlı