kasıp kavurmak
Anlamlar
·
baskı yaparak veya kıyıcı davranışlarla bir topluluğu ezmek, zulmetmek
Karaköy civarını kasıp kavuran iki serseri çocuğu enselerinden yakalayıp huzuruna getirmiştim.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
·
çok zarar vermek, mahvetmek
Derhâl asabi, ince, deli sesi çınlamaya başlar, etrafı kasıp kavurur ve kıyametleri koparırdı.Abdülhak Şinasi Hisar
·
çok etkilemek, hüküm sürmek
Dışarıda ortalığı kasıp kavuran bir ayaz vardı.Cahit Uçuk