haşlamak
Anlamlar
nesnesiz
Bir şeyi kaynar suya daldırmak
-i
Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek
·
Suda kaynatarak pişirmek
Nine yolda yerim diye iki yumurta haşladıydı.Halide Edip Adıvar
-i
Kaynar sıvı bir şeyi yakmak
Kaynar su ayağımı haşladı.
-i
Don, kırağı bitkilere zarar vermek
-i
► dalamak
Böcek çocuğun bacağını haşlamış.
-i
Sızı vermek, acı vermek
Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi.Peyami Safa
mecaz
Sertçe paylamak, azarlamak
Recep'i kenara çekip fena hâlde haşladılar.Sait Faik Abasıyanık
Eş Anlamlılar
13
Zıt Anlamlılar
2