gözünü ayırmamak
Anlamlar
·
bir şeye sürekli olarak bakmaktan kendini alamamak
Ateşoğlu, bir yandan da gözlerini deniz yüzüne gelen ve yüzde suyu fokurdatan hava habbelerinden ayırmıyordu.Halikarnas Balıkçısı
Kelime ağı & Deyimler
... gözüyle bakmakgöz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmakgöz (veya gözünün) ucuyla bakmakgöz açamamakgöz açıp kapayıncaya kadargöz açtırmamakgöz alabildiğinegöz ardı etmekgöz atmakgözaydına gelmekgözaydına gitmekgözaydın etmekgöz boyamakgöz değmekgözden (veya gözünden) düşmekgözden (veya gözünden) kaçırmakgözden (veya gözünden) kaçmakgözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)gözden çıkarmakgözden geçirmekgözden gönülden çıkarmakgözden ırak olan gönülden de ırak olurgözden ırak tutmakgözden ırak tutulmakgözden kaybetmekgözden kaybolmakgözden nihan olmakgözden uzaklaşmakgözden uzak tutmakgöz dikmekgöz doldurmakgöz doyurmakgöze almakgöze batmakgöze çarpmakgöze diken olmakgöze gelmekgöze girmekgöze görünmekgöze görünmemekgöze göz dişe dişgöz etmekgöze yasak olmazgöz gezdirmekgöz gördüğünü istergöz göre göregöz görmeyince gönül katlanırgöz gözü görmemekgöz kamaştırmak (veya almak)göz kaş süzmekgöz kesilmekgöz kırpmadangöz kırpmakgöz kırpmamakgöz koymakgöz kulak olmakgözle görülür, elle tutulur hâle gelmekgözleri bayılmakgözleri berraklaşmakgözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)gözleri çakmak çakmak (olmak)gözleri çivilenmekgözleri çukura gitmek (veya kaçmak)gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)gözleri dönmekgözleri düğümlenmekgözleri fıldır fıldır etmekgözleri fıldır fıldır olmakgözleri ışıklı (olmak)gözleri ışımak (veya ışıldamak)gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)gözleri kapanmakgözlerinden okumakgözlerinden perde kalkmakgözlerinde şimşek çakmakgözlerine bir ağırlık çökmekgözlerine içirmekgözlerine inanamamakgözlerine mil çekmekgözleri nemlenmekgözlerini (veya gözleri) fal taşı gibi açmakgözlerini bayıltmakgözlerini belertmekgözlerini bitirmekgözlerini devirmekgözlerini duman kaplamakgözlerini hayata açmakgözlerini kaçırmakgözlerinin içi gülmekgözlerinin içine kadar kızarmakgözleri parlamak (veya parıldamak)gözleri sulanmakgözleri süzülmekgözleri şıldır şıldır dönmekgözleri şimşeklenmekgözleri takılıp kalmakgözleri velfecri okumakgözleri yaşarmakgözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak)gözle yemekgöz süzmekgöz ucuyla görmekgöz ucuyla süzmekgözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmakgözü (veya gözleri) açılmakgözü (veya gözleri) dönmekgözü (veya gözleri) kamaşmakgözü (veya gözleri) kararmakgözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)gözü (veya gözleri) okşamakgözü (veya gözleri) takılmakgözü (veya gözleri) üstünde kalmakgözü akmakgözü alışmakgözü almamakgözü arkada kalmakgözü bulanmakgözü büyükte olmakgözü çıkasıcagözü dalmakgözü değmekgözü doymakgözü dönesigözü dumanlanmakgözü dünyayı görmemekgözü gibi bakmak (veya saklamak veya esirgemek veya sakınmak)gözü gibi sevmekgözü gitmekgözü gönlü açılmakgözü görmemekgözü görmez olmakgözü göz değilgözü hiçbir şey görmemekgözü ısırmakgözü ilişmekgözü kalmakgözü kesmekgözü kesmemekgözü kızmakgözü korkmakgözü kör olsungözüm!gözüm çıksın (veya kör olsun)gözüm görmesingözün ... görsüngözün aydın!gözündegözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmakgözünde büyümekgözünde büyütmekgözünde kan tütmekgözünden (veya gözlerinden) uyku akmakgözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmakgözünden kıskanmakgözünden sakınmakgözünde olmamakgözünde tütmekgözüne (veya gözlerine) bakmakgözüne batmakgözüne çarpmakgözüne diken olmakgözüne dizine dursungözüne girmekgözüne hiçbir şey görünmemekgözüne ilişmekgözüne karasu inmekgözüne kestirmekgözüne sokmakgözüne uyku girmemekgözünü ... hırsı bürümekgözünü (veya gözlerini) açmakgözünü (veya gözlerini) dikmekgözünü (veya gözlerini) duman bürümekgözünü (veya gözlerini) kan bürümekgözünü (veya gözlerini) kapamakgözünü (veya gözlerini) kırpmadangözünü (veya gözlerini) oymakgözünü açmakgözünü açmakgözünü açmakgözünü ağartmakgözünü alamamakgözünü almakgözünü bağlamakgözünü çıkarmakgözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)gözünü doyurmakgözünü dört açmakgözünü gözüne dikmekgözünü hırs bürümekgözünü karartmakgözünü kin bürümekgözünü korkutmakgözünün (veya gözlerinin) içine bakmakgözünün bebeği gibi sevmekgözünün çapağını silmedengözünün feri sönmekgözünün içine baka bakagözünün önünden ayırmamakgözünün önüne gelmekgözünün önünü görmemekgözünün üstünde kaşın var dememekgözünün yaşına bakmamakgözünü sevda (veya aşk) bürümekgözünü sevdiğimgözünü seveyimgözünü toprak doyursungözünü üstünden ayırmamakgözünü yıldırmakgözünü yummakgözünü yummakgözü olmakgözü olmamakgözü sönmekgözü su içmemekgözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazgözü toprağa bakmakgözü tutmakgözü uyku tutmamakgözü yememekgözü yılmakgözüyle (veya gözleriyle) tartmakgözüyle görmekgöz var, izan vargöz yıldırmakgöz yummakgöz yummamak