searching the dictionary…

koltuk

Meanings

isim
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı.Halide Edip Adıvar
·
Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
·
Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, koltuk yapılmıştı.Hüseyin Cahit Yalçın
·
Yapıcılıkta yan destek
denizcilik
Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip
mecaz
► koltuklanma
O koltuktan hoşlanmaz.
mecaz
► kayırma
Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez.
mecaz
Yüksek mevki, makam
Koltuk kavgası.
argo
► genelev
Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur.Hüseyin Rahmi Gürpınar
ağızlardan
Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler
eskimiş
Kenar, tenha yer

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.