searching the dictionary…

karıncalı

Meanings

sıfat
İçinde, üstünde karınca bulunan
Bir süre sonra gözlerimi açtığımda elimdeki karıncalı ekmeği ağaçlığa bırakırken buldum kendimi.Bilal Özbay
·
Paslı veya dökülme sonucu küçük delikleri olan (metal)
·
Üzerine karınca üşüşmüş gibi görünen ekran görüntüsü
Gözlerin karıncalı televizyona kilitlendi.Onur Sakarya
mecaz
Rahatsızlık veren
Eski, o karıncalı, sinsi, ağrılı pis şakalarını yapmaya başladı.Özdemir Başargan

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.