searching the dictionary…

etmek

Meanings

nesnesiz
Bir işi yapmak; eylemek
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu.Haldun Taner
·
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak
İyi ettiniz de geldiniz.
-i
Bir zamana erişmek
Hemşehrileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi.Refik Halit Karay
-i, -den
Birini bir şeyden yoksun bırakmak
·
Eşit değer kazanmak
İki iki daha dört eder.
·
Herhangi bir değerde olmak
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu.Ömer Seyfettin
·
Kötülükte bulunmak
Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?Sait Faik Abasıyanık
-e
Küçük veya büyük abdestini yapmak
Çocuk altına etti.

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.