searching the dictionary…

dolgun

Meanings

sıfat
Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış
Dolgun yastık.
·
► balıketinde
Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu.Burhan Felek
·
Çok, bol, fazla, yüksek olan (ücret, para vb.)
İlk işi babasını memnun etmek için ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş.Abdülhak Şinasi Hisar
·
Şişmiş
Sigaradan sararmış dişleriyle dolgun dudaklarını kemiriyor.Ahmet Ümit
mecaz
Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
Müftüye karşı adamakıllı dolgundu.Reşat Nuri Güntekin

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.