searching the dictionary…

canlı

Meanings

sıfat
Yaşamakta olan, yaşayan; diri
Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı.Necati Cumalı
·
Yerinde duramayan, hayat dolu olan; hareketli, zihayat, dinamik
Yeni ufuklar arıyor, insanlarla daha geniş, canlı ilişkiler kurmak istiyordum.Adalet Ağaoğlu
·
Güçlü, etkili olan
·
Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk); ateş parçası
isim
Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan
isim
► canlı yayın
zarf
Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde
Umut iyidir. İnsanı canlı ve güçlü tutar.Ayla Kutlu

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.