searching the dictionary…

bozuk

Meanings

sıfat
Bozulmuş olan; muhtel
Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu.Tarık Buğra
·
Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ)
Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim.Reşat Nuri Güntekin
isim
► bozuk para
Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver!Memduh Şevket Esendal
mecaz
Gergin, huzursuz bir biçimde olan
Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu.Falih Rıfkı Atay
mecaz
Sıkıntılı bir biçimde olan; şizoit
Süleyman’ı odada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki birdenbire, ‘Ne oldu Süleyman?’ diye haykırdı.Halide Edip Adıvar
Antonyms 1

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.