searching the dictionary…

boşaltmak

Meanings

-i
Boş duruma getirmek
Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.Adalet Ağaoğlu
-e, -i
İçindekileri bir yere dökmek; çıkarmak
Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı.Orhan Kemal
·
Kurtarmak veya güvenliği sağlamak amacıyla bir yerin içindekileri dışarı çıkarmak
·
Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak
Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya silah boşaltmış.Hüseyin Rahmi Gürpınar
·
► kusmak
·
Düğüm vb.ni çözülmüş duruma getirmek
İbrahim Ağa atın kolanlarını boşaltırken kendini bir iş yapmış sayar.Memduh Şevket Esendal

Word web & idioms

💾 Offline dictionary

0 words saved in the cache

Words you search for are saved automatically and open without internet.