beslemek
Meanings
-i
Yiyecek ve içeceğini sağlamak
Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk.Halide Edip Adıvar
·
► yedirmek
Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti.Halide Edip Adıvar
·
► semirtmek
·
► eklemek
Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı.Necati Cumalı
·
Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık.Reşat Nuri Güntekin
·
► yetiştirmek
Herkes muhabbet kuşu, kanarya, kedi, köpek beslemez ya.Haldun Taner
mecaz
Bir duyguyu gönülde yaşatmak
Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi.Yahya Kemal Beyatlı
mecaz
Maddi yardım yapmak
Synonyms
33