durulmak
Anlamlar
nesnesiz
Duru duruma gelmek
Akmayan su, kımıldanmayan, olduğu yerde bir çukurun içinde pıhtılaşan, ağırlaşan durgun ve durulmuş su ölümü hatırlatır bana.Nâzım Hikmet
·
Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel vb. dinmek
Dışarıda nemli bir rüzgâr esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı.Azra Erhat
mecaz
► sakinleşmek
Hüdai ile olan anlaşmazlıklar durulacak gibi değildi.Ayşe Kulin
Eş Anlamlılar
10