donmak
Anlamlar
nesnesiz
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek; buymak
·
Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
Arabacım neredeyse donmak üzereydi.Kenan Hulûsi Koray
·
Çok üşümek
·
Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
·
Kimyasal bir etki ile katılaşmak
Çimento ve alçı çabuk donar.
fizik
Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
mecaz
Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi.Ömer Seyfettin
mecaz
Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
Bütün kafaların donmuş, taşlaşmış olmasını istiyorlar.Çetin Altan
Eş Anlamlılar
3
Zıt Anlamlılar
1