doğrultmak
Anlamlar
-i
Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek
Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı.Tarık Buğra
·
Düzgün duruma getirmek
Yanlışları doğrultmak.
·
Bir şeye veya yere doğru yöneltmek
Ancak delikanlı, kargının sapını yere gömüp ucunu ata doğrultarak hasmının saldırısını engelliyordu.İhsan Oktay Anar
·
Yön bulmak
Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim.
·
Para sağlamak, kazanmak
Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz.Attilâ İlhan
Eş Anlamlılar
8