dalmak
Anlamlar
-e
Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek
O çirkin, kaba kunduralarla sıcak günde serin denize dalmışım gibi rahatladım.Ayla Kutlu
nesnesiz
Bir yerin içine girmek
Hızla içeri dalıp mumun başında duran adama doğru iki adım attı.
nesnesiz, mecaz
Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek
Çocuk ateşi çıkınca daldı.
nesnesiz
► uyumak
O serinlik içinde Tevfik dalmış. Uyandığı vakit güneş çoktan doğmuştu.Memduh Şevket Esendal
mecaz
Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak; daldırmak
spor
Güreşte rakibinin bacağını aniden tutmak
Eş Anlamlılar
8