bulanık
Anlamlar
sıfat
Bulanmış olan, duru olmayan
Koltuğuna oturdu, Haliç'in bulanık sularına daldı.Falih Rıfkı Atay
·
Kapalı, puslu olan (hava)
·
Açık seçik görünmeyen, net olmayan
Bulanık görüntü.
·
Donuk, anlamsız, fersiz olan (bakış)
Dimdik oturuyor, bulanık ve ıslak gözlerle ona bakıyordu.Peyami Safa
mecaz
Niteliği tam anlaşılmayan; bulutlu
İzmir-Bursa yolculuğundan dönüşümde ben böyle bulanık bir politika havası içinde bulmuştum.Yakup Kadri Karaosmanoğlu
zarf
Bulanmış, duru olmayan bir biçimde
Bir musluğu açtığınız zaman bile su, evvela bulanık gelir.Necip Fazıl Kısakürek
Eş Anlamlılar
15
Zıt Anlamlılar
2