bire ... vermek
Anlamlar
·
buğday, arpa, nohut, fasulye vb. ürünler için toprak kullanılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek
·
şans oyunlarında verilen paradan daha fazla para kazandırmak
Kelime ağı & Deyimler
... bir hâl almak (hâle girmek)bir ... bir (veya bir de)bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarımbir adama kırk gün ne dersen o olurbir ağaçta gül de biter diken debir ağızdan çıkıp bin dile yayılırbir anaya bir kız, bir kafaya bir gözbir arpa boyu (gitmek veya yol almak)bir aşağı bir yukarıbir ayağı çukurda olmakbir ayak üstünde bin yalan söylemekbir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmekbir ayak üzerinde (veya üstünde)bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemezbir baltaya sap olamamakbir bardak suda fırtına koparmakbir başa bir göz yeterbir başka (olmak)bir baştan (veya uçtan) bir başa (veya uca)bir ben, bir de Allah bilirbir biçimine getirmekbir boka yaramamakbir bu eksiktibir çatı altında (olmak veya bulunmak)bir çekirdek geri kalmamakbir çiçekle bahar (veya yaz) olmazbir çöplükte iki horoz ötmezbir çuval inciri berbat etmekbir dalda durmamakbir debir dediği bir dediğini tutmamakbir dediği iki olmamakbir dediğini iki etmemekbir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmışbir deri bir kemik (kalmak)bir dikili ağacı olmamakbir dikiş kaldıbir dokun bin ah işit (veya dinle) (kâseifağfurdan)bir don bir gömlekbir dostluk kaldı!bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldirbir dudağı yerde bir dudağı göktebir düşüncedir (veya düşünce) almakbire beş katmakbire bin katmakbir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkarbir elini bırakıp ötekini öpmekbir elinin verdiğini öbür elin görmesinbir elin nesi var, iki elin sesi varbir elin sesi çıkmazbir eli yağda bir eli balda (olmak)bir elle verdiğini öbür elle almakbir elmanın yarısı o, yarısı bubir fende kazık kakmak (veya çakmak)bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardırbir fit bin büyü yerine geçerbir gömlek aşağıbir gömlek fazla eskitmiş olmakbir görüş bir kör bilişbir göz ağlarken öbür göz gülmezbir göz gülmekbir gülmedir almak (veya tutmak)bir hâl olmakbir hiç uğrunabir hizaya gelmekbiri bilmeyen bini hiç bilmezbir içim su (gibi olmak)bir iğne bir iplik olmakbir ilke imza atmakbir inat, bir muratbir işaretine bakmakbir işi başından kesmekbir iş olmakbir iştir oldubir kafada olmakbir kapıya çıkmakbir karıyla bir koca, dırdır eder her gecebir kaşık suda boğmakbir kazanda kaynamakbir kenara atılmakbir kenarda durmakbir kıza dünür düşmekbir kızı bin kişi ister, bir kişi alırbir kolayını aramakbir kolayını bulmakbir kol çengibir koltuğa iki karpuz sığmazbir korkak bir orduyu bozarbir koyundan iki post çıkarmakbir Köroğlu, bir Ayvazbir köşeye atılmakbir köşeye atmakbir köşeye çekilmekbir köşeye koymakbir köşeye oturmakbir köşeye sinmekbir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (veya dokunur)bir kulağından girip öbür kulağından çıkmakbir kurşun atımıbir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarırbir mum al da derdine yanbir noktaya kadarbir o kadarbir olmakbir olmakbir o yana, bir bu yanabir papel (veya pul) etmemekbir pula satmakbir selam bin hatır yaparbir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)bir sıkımlık canı olmakbir söylemek pir söylemekbir söyle on dinlebir sözünü (veya dediğini) iki etmemekbir sürçen atın başı kesilmezbir şey (veya şeyler) olmakbir şey anlamamakbir şeye benzememekbir şeyler, bir şeylerbir şey sanmakbir şey söylemekbir şey yapmakbir tanembir tarafa bırakmak (veya koymak)bir tarakta bezi olmamakbir taşla iki kuş vurmakbir tat, bin feryatbir tekbir tek atmakbir tepe yıkılır, bir dere dolarbir torba kemikbir tuhaflığı olmakbir tutmak (veya görmek)bir varmış bir yokmuşbir yakadan baş çıkarmakbir yastığa baş koymakbir yastıkta kocamakbir yaşına daha girmekbir yemem diyenden kork, bir oturmam diyendenbir yere kadarbir yiyip bin şükretmekbir yol tutturmakbir yolunu bulmak