yürümek
المعاني
nesnesiz
Adım atarak ilerlemek, gitmek
Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu.Haldun Taner
-e
Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek
Buz dağları güneye yürümüş.
·
Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek
Çocuk erken yürüdü.
·
Yol almak
Biraz yürüyelim, geç kaldık.
-e
Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak
Dallara su yürümek.
-e
Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek
Asker kaleye yürüdü.
·
Faiz, hesap edilmek, işlemek
Bu paranın faizi yüzde beşten mi yürüyor?
·
Geçmek, ilerlemek, değişmek
Doktor o hayatın dışında kalmış. Bu ne demek? Bu, o demek ki hayat yürümüş gitmiş, birlikte yürüyememiş.Memduh Şevket Esendal
·
Bir işte ileri gitmek
mecaz
Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek
Bu evliliğin yürümeyeceği daha başından anlaşılmıştı ama belki yürütürüz, demiştim.Zeyyat Selimoğlu
argo
► ölmek
O da yürümüş.
المرادفات
45