türemek
المعاني
nesnesiz
Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak; gelmek
Halide Hanım'ın hikâyesinden sonra türeyen bugünkü Turan lokantaları, Turan berberleri, Turan ocakları bütün payitahtı sarmış.Yahya Kemal Beyatlı
·
Parçalanıp çoğalmak, üremek
·
Bir yerde bir şey çoğalmak
Uzun zamandır ıssız, bakımsız kaldığı için o gümrah yeşillikler bölgesinde yılanlar türediği biliniyordu.Ruşen Eşref Ünaydın
المرادفات
8