seyretmek
طبقات الأصل
الأصل
Arapça seyr + Türkçe etmek
المعاني
nesnesiz
Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak
-i
Bir olaya karışmadan bakmak
Rabia biraz şaşkın, salapuryada arkadaş olduğu çocuklu tazenin kocasıyla buluşmasını seyrediyordu.Halide Edip Adıvar
·
Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek
Ben, çok güzel bir şey seyrediyorsam tiyatroda, daha ne kadar sürecek piyes diye aklıma getirmem.Nâzım Hikmet
·
Taşıt, ilerlemek, yol almak
İnsanlar, seyreden araçlara aldırmadan karşıdan karşıya sorumsuzca geçiyorlardı.Osman Aysu
·
Hastalık vb. sürmek, devam etmek
Gözlerini yumdu ve kendini ağır aksak seyreden bir rüyanın içinde buldu.
المرادفات
10