bağışlamak
المعاني
-e, -i
Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek; affetmek, affeylemek
Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu.Falih Rıfkı Atay
·
Bir kimse, kuruluş veya ülke ayni veya nakdi varlıklarını kendi iradesi ile bir başka kişi, kurum veya tüzel kişiliklere karşılıksız olarak devretmek; bağış yapmak, hibe etmek, bahşetmek, teberru etmek
Ödünç aldığı parayı bile kendinden daha ihtiyaçlısına bağışlayan ancak bir masal adamıdır, değil mi?İbrahim Alâeddin Gövsa
·
Bir kişinin üzerinde bulunan görevi ve sorumluluğu kaldırmak
mecaz
Hoş görmek
Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.Halikarnas Balıkçısı
المرادفات
20
الأضداد
1