şerbetlenmek
Anlamlar
nesnesiz
Pişmiş hamur tatlısına şerbet katılmak, şerbet verilmek; şuruplanmak
Sıcak bir mercimek çorbası, havuç salatası, ekmeği bol bir tabak ızgara köfte, en arkada şerbetlenmiş tel kadayıfı öğünü tamamlar.Tarık Dursun K
·
Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu verilmek
Modern bir kuyudan motorla çekilen su, önce içinde gübre olan bir varile boşalır, burada şerbetlenir ve taşarak akmaya başlardı.Dündar Aytar
·
Meyve, sebze vb. daha çok tatlanmak
·
Bir yere şerbet bulaşmak
Tepsiden başımı çektikten sonra da annem kuşkulanmasın diye hızla salona geçip bir yandan şerbetlenen elimi evdeki kedi gibi yalanıyor, bir yandan mecmuaları karıştırıyordum.Nedret Gürcan
mecaz
Olumsuz bir etkene karşı etkilenmemeyi sağlayacak dirence sahip olmak
mecaz
Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasına karşı efsunlanmış olmak
Eş Anlamlılar
1