şakımak
Anlamlar
nesnesiz
Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek; şakramak, terennüm etmek
Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesinKaracaoğlan
mecaz
Çok konuşmak, çenesi düşmek
Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi şakıyordu.Ömer Seyfettin
-i, mecaz
Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak
Hep aşkı, hep inançları, hep yurt sevgisini şakıyan şairler vardır; ben şair olsaydım ışığın verdiği hazları söyler, hep güneşe övgüler yazardım.Nurullah Ataç
Eş Anlamlılar
7